26 Ocak 2010 Salı

formspring.me

Ask me anything http://formspring.me/sevcan

formspring.me

What was the worst movie you've ever seen?

armegedon :)

Ask me anything

4 Aralık 2009 Cuma

APO HAKLI !




Açılımı anlatan en güzel fıkra Hürriyet Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil'den.

Ada verildi.

Doktor verildi.



Vapur verildi.

Arkadaş verildi.


*


Üstüne...

5 milyon dolara cezaevi yaptılar.

Apo beğenmedi.


*


Valla ne dese haklı...

Ben de olsam, ben de beğenmem.


*


30 yaşlarında güzelce bir kadın, kucağında bebeğiyle, Ankara Garı’ndan otobüse biner. Yanına irikıyım bir adam oturur... Otobüs Kızılcahamam’a vardığında, kadın emzirmek için memesini açar, çocuğun ağzına dayar, çocuk direnir, başını çevirir, kadın sertçe uyarır, “Alsana yavrum, bak yoksa amcaya veririm...” Adam çaktırmadan gözucuyla bakar, önüne döner... Bolu’ya geldiklerinde, kadın yine memesini çıkarır, çocuk yine direnir, kadın yine uyarır, “Al, yoksa amcaya veririm haaa...” Adapazarı, İzmit, aynı replikler tekrarlanır... İstanbul gişelere gelindiğinde, kadın yine “Al, yoksa amcaya veririm” deyince, adam patlar... “Hanım hanım, vereceksen ver artık, Bolu’da inecektim, senin yüzünden buralara geldim!”


*


Fıkradır ama...

Açılım’ı anlatır.


*


27 Ekim 2009 Salı

KİM SUÇLU?

Kim Suçlu?

Önce Saddam Hüseyin doğdu 28 Nisan 1937 ve önce de o öldü 30 Aralık 2006. Başına geldiği ülkeyi pek te rahat bırakacak bir hali yoktu, 79 da iktidar oldu ve 80 yılında ilk saldırısını İran a gerçekleştirdi. Bu savaş tam 8 yıl sürdü. Yıl oldu 1988 namı değer saddamın bu sefer de Kürtlerle başı dertteydi iyi bir diktatör olmak istiyorsa önce güçlenebilecek grupları ezmeliydi.

16 nisan 1988 yılında Irak-İran savaşı sona erdi aynı yıl Halepçe deki Kürtlere karşı kimyasal silah kullandı ve yuvalarında zehirlenen böcekler gibi öldürülen insanlar aylarca konuşuldu, fakat Saddam a bir şey yapılamıyordu.

2 yıl sonra Kuveyt i işgal etti yıl 1990 olmuştu,ve ABD buna yanıt verme zorunluluğunu hissetti 1.Körfez savaşı başladı o yıllarda 6 temmuz 1946 doğumlu George W. Bush tam 44 yaşında babasın dan savaşın nasıl yapılacağına dair taktikler öğreniyordu, nitekim başarısızlıkla sonuçlanan bu savaşı kendisi tam 13 (20 mart 2003) sene sonra devam ettirecek binlerce masum cana neden olacak, zaten karışık olan bölgeyi halen süren onlarca yıllık kaosa sürükleyecekti.

Hayran olunan kent Bağdattı ve şimdi harabe olmuştu babasının öcünü alan çocukla. 2. Körfez savaşıydı bu. Nedeni olmayan, 2001 in 11 eylül faciasından sorumlu tutulan bir celladın topraklarında ki petrole boğulmak istenmesiydi tamamen, fakat Bush a da bir şey yapılamıyordu, onca tepkiye rağmen.

3 yıl kaçan Saddam en sonunda bir kuyuda çaresizce saklanırken yakalandı, Irak a girildiği gün heykelinin Amerikan askerleri tarafından yıkılmasıyla manevi olarak ölen Saddam şimdi gerçekten öleceğinin farkındaydı ve inanılmaz bir şekilde korku dolu gözlerle bakıyordu kuyunun dibinden. Kimse inanamıyordu bir dikdatörün bu hale düşeceğine, küçükken saddama benzettiğimiz oyuncak bebek bile.

Çok kötü öldü Saddam Hüseyin, bir ipin ucunda aynı çaresizlikle boğuluşu tüm tv kanallarında yayınlandı, şehri gaza boğduğu Kürtlere teslim edildi.

4 kasım 2008 hikaye artık çığırından çıkmıştı yeni bir devlet başkanı bu kadar olumsuzluğu siler gibi yapan biri bulunmalıydı. Ve 44. devlet başkanının bir zenci olmasına karar verildi. Barack Hussein Obama.

Bu hikayenin sonu böyle mi bitmeliydi bilinmez, ama Obama ya Nobel barış ödülünü vererek hicvin belki de en uç noktasına ulaştılar,üstüne yaptıkları değil yapacakları için verdik dediler.

Şimdi merak içindeyim, hangisi suçlu, insanlara böcek muamelesi yapan dikdatör mü?, halkının ve dünyanın tepkisini hiçe sayıp sırtını dünya ülkesi olmaya veren, petrol için binlerce vatandaşını kendi eliyle öldüren sözde devlet başkanı mı yoksa zenci ve Nobel ödüllü şu an dünyanın en güçlü ülkesini konumunu sürdüren Amerika’yı yöneten Obama mı ? yada bu düzenin oluşturulmasına yardım eden insanoğlu mu ? hangimiz suçluyuz ?

4 Eylül 2009 Cuma

SEZEN AKSU AÇILIMI !










Bugün facebookta ki korkmuyoruz üyelerine gönderilen bir köşe yazısı merak edilen sazan AKSU açılım desteğini açıklıyor gibi, inanmamak istesem de okuyalım;

Sezen Aksu’nun babası SamiYıldırım’ın Gülen’le ilişkisi, İzmir Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı yaptığı yıllarda başlar.

Yıldırım, 1979 yılında emekli olunca Fetullah'ın Özel Yamanlar Koleji’nin müdürü oldu. Ardından tüm okulların genel müdürü ya da başdanışmanı.

82 yaşındaki Sami Bey, Başbakan Erdoğan’ın hemşerisidir, yani Rizelidir.Sezen Aksu, anneciğini, babacığını aramış, onlarla konuşmuş açılımı...

Anne Şehriban Hanım, “İstersen ABD’yi ara, Fethullah amcana bir sor, bilirsin o doğru karar verir” demiş önce.

Ardından da eklemişler:

“Güzel kızım sen bir gün bekle, bizi yeniden ara!”

Fethullahçılar Güneydoğu’yu çok severler...

Hele Fethullah Gülen, Tunceli’ye hayrandır.

Okul açmış, ışık evlerini çoğaltmıştır.Düşlerinde Munzur Vadisi’ni görür rivayete göre.15 yıl önce miydi ne, 100 mü 200 mü kurbanlık koyun göndermişti Tunceli Belediyesi’ne (Başkan CHP’liydi), kesilip yoksullara dağıtılsın diye.

Her neyse geçelim bunları!

Sezen Aksu, Tunceli’ye gitti biliyorsunuz. On binler izledi Minik Serçe’yi. Kürtçe şarkı da söyledi yerel bir sanatçıyla.

Belki de Fethullah Gülen amcası “Paranın lafı mı olur” deyip, Minik Serçe’ye “Git oralara” demiştir.

Bilemem!..

Dedim ya bunlar hep rivayet!Bilse bilse “F Tipi” bilir, benim işim değil...

Dedikoducular, Minik Serçe düşmanları durur mu hiç! Durmadan dedikodu yapıyorlar sağda solda.

Sezen’in annesi ve babası şöyle demişler dedikoduculara bakılırsa:

“Haydi kızım,Tayyip Bey’i ara, tam destek ver, ne de olsa hemşerimizdir. Fethullah amcanın da selamları var sana, hemen arasın diyor. Maddi ve ma-nevi her desteğe hazırmış Hocaefendimiz senin için.”

Ben inanmadım, düpedüz Sezen’i çekemeyenlerin sözleri bunlar.

Minik Serçe ertesi gün telefon ediyor Başbakanlık’a.

Tayyip Bey’e tam destek verdiğini söylüyor.

Aksu, gayet masum eleştirileri yanıtlıyor:

“Ben yurttaş olarak aradım Başbakanımızı. Tek isteğim akan kanın durması. Sürecin karşısında duranları iki cihanda lekeli kabul ediyoruz. Bu kararı ailece aldık.”

Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Ayranı yok içmeye tahterevanla gider DUBAİ'ye...


















Geçen gün istanbul da neden Dubai deki gibi yapay ada yok söylentilerinin üstünden birkaç gün geçmişken, Bostancı otobüs durağında güneşten nereye kaçacağımı bilemeden oturur durumdayım, tek dileğim otobüsün hemen gelmesi ve koşarak eve gitmekti, ama herkesin tek dileği bu değil.




Otobüsün kırmızı, kocaman 92 doğumlu kapısı gürültülü bir şekilde açıldı, içeriden dertli Türk insanın sesi yankılanıyordu, bu şoför ün ta kendisiydi. Yanında tüm yol boyunca dertlerini anlatıp esir ettiği yaşlı ve kilolu bir amca vardı belli ki geçim sıkıntısı çekmiyordu ve ben sohbetin sonuna yetişmiştim. Şöyle diyordu; Dubai li adam tabi ki yapacak, şehrinden su gibi petrol çıkıyor, senin neyine yapay ada, bilmem kaç milyar dolar SEN ÖNCE BENİM MAAŞIMI ÖDE.




Şoförün bu sözleri beni kendime getirdi, ve devam etti; ''kusura bakma yol boyunca sana kapıyı açacaktım ama derin bir sıkıntı ve depresyon içerisindeyim''. Bu sırada yaşlı adam hızla uzaklaşmaya çalışıyordu, bu kadar sıkacak kadar mı anlattı diye geçirdim içimden, Türkiyenin şu anki görünmez, görün-dürülmez, sanki içinde yaşamıyormuşcasına davranılan kötü ekonomik durumu amcanın dayanamacağı kadar sıkıntı veriyor.




Bir ülke düşünün ki lisans menzunu na en fazla 650 tl verebiliyor, öğrenci kredisini ödemek istese en az 3 yıl kesintisiz çalışmalı, zaten olmayan sosyal hayatını bitirmeli ki borçlar ödensin, babanın yüzüne bakılabilir duruma gelsin, gençliği heba olsun gitsin. Şehrin ulaşımı sağlayan sürücülere maaşlarını ödeyemesin, satın aldığı milyon dolarlık otobüsler yolda kopsun, dursun eğitim ücretlerine %200 zam yapsın, tersini söylene edepsiz desin, ve lütfedip % 3 lük zam ile yetinsin. Ve dalga geçercesine bu konuda beş parasız halkı yönlendirmek için reklam yapsın.




Trajikomiğin kelime anlamı değiştirilmeli, tam karşısına TÜRKİYE yazılmalı ve gözyaşlarıyla okunmalı, bu ülke bunu hakedecek ne yaptı?

22 Temmuz 2009 Çarşamba

İMAM HATİPLİ HAKİM ?

22 Temmuz2009 çarşamba, Türkiye'de uzun süredir tartışılan katsayı problemi, tabiri caizse kökünden halledildi.Peki nasıl?

Çok zeki insanlar tanıdım genelde prensiplerinden vazgeçmeyen, dine önem veren, kapalı yada kapanmayı düşünen insanlardı. Kapanırlarsa üniversiteye giremeyeceklerini, üniversite bitirseler bile bir iş bulamayacaklarının farkındaki zeki insanlar.İmam hatip lisesine gitmek zorunda olan fakat bitirdiklerinde hayırlı bir kısmet bekleyeceklerinin farkında olan insanlar, onlar benim arkadaşlarımdı. Ve yine zeki insanlar tanıdım, alkolü fazla kaçırdıklarında kusamaları için yardım ettiğim, geceleri eğlenmeyi seven insanlar, zeki, prensipli ve benim arkadaşım olmaları ortak noktaları, ayrı tutan ise, içinde büyüdükleri aile.

Bu en sonunda sosyal bir sorunolmaktan çıkıp Türkiye nin günedemine oturdu, ve yine pis siyasi eller tarafından artı bir puan adına kullanıldı. Meslek liseleri ve İHL için katsayı farkı kaldırıldı, düz liseye gidenler ise hiçe sayıldı.

Örneğin; İHLmenzununun karşısında 2 seçenek var ya imam yada avukat olacak, ülkenin adaletine yön verecek. Bugüne kadar ezilmişliklerinin acısını çıkarırcasına kararlar verecek, ülkenin sistemini kökten değiştirecekler, ve sadece pis ellerin maşası olduklarını anlamadan kullanılmaya devam edecekler.

Uzun lafın kısası, ben insanlar için üzülüyorum, sistemler için değil !!!